...bütün ihtimalleri altüst ederek birden sabahıma doğuşun yok mu hani ...yine ...yeniden ...yaşamadığımın anısını canladırarak gözlerimde.
...ve bana yaşattığın kaçıncı film şeridi tekrarı bu bilmiyorum hayatımın geçtiği gözlerimden... Başrolde sen!
öylesine bir... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öylesine bir... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mar 2012

kimi uzak..

kimsine uzak kimisine yakındır mesafeler.. mesafe tanımayan gönüllere boştur uzaklık ifadeleri..

bunun devamı olacak birkaç satırı silmek suretiyle yazıdan uzaklaşmış oldum bir hayli ve ne yazık ki benim için uzak hala uzak... mesafe tanımayacak kadar bir gönlün sıcaklığına düşmediğimden belki.. uzaklar uzak.. bekleyen gerçek yakınlıklar karşı koyulmaz derecede karşımda.. güle oynaya bir zamanlar uzak gibi görünün duvarlara toslamaya gidiyorum zaman trenin raylarında.. kimi uzaklıklar okadar uzak değil.. kimi uzaklıklar yakından daha yakın.. kimi bir adım.. kimi bir kaç gün.. kimi bir kaç ay yüz üstü düşürecek bir duvar.. kimi peşinden koşulan kimi ulaşılması istenmeyen bir kısım uzaklıklar.. peşinde abudik gubidik mesafeler alınan..

5 Mar 2012

şöye böyle

beni hiçbir yerde tutan hiçbir şey yok dramasının tam ortasındayım.. ve perde kapanacak ve son bulacak tutunamayışlarım...  evet bunu sevdim ve bunun dışında herangi bişey anlatma ihtiyacı duymuyorum bu sıralar.. ve kişisel ekonomik buhranım aynen devam ediyor öyle ki tek tük dal arkadaş sigaralarıyla idare ediyorum o derece yani.. oluyor böyle hani ekonomik buhramlar sedece devletleri veya toplumları vuracak değilya..
bir şeylerden bahsedeceğime dair şeyler söylemiş olabilrim de ne olduğunu hatırlamıyorum şimdi çok umrumda da değil.. buraya daha santsal ifadeler serpiştirmek isterdim aslında fakat gelin görün ki hiç onun kafasında değilim boş boş hiç bir şey yapmayışları tercih edeciğim nerdeyse bir çabalamalarda bulunmaya neyse ki durum okadar vahim değil.. hala umut vadediyorum diyebilirm kanımca.. şöyle böyle bir halin halindeyim diyelim.. karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin...


7 Şub 2012

'unutulmayanlar' filminden




....hayatım yalan sahnesinin perde arkası
ne yazmak istediğimi bilmiyorum sadece yazmak istiyorum.. böyle zamanlarda aralarda alınacak bir kaç kelime çıkmıştır çoğu zaman..
ben daha inzivaya çekilmeden.. bu filmden gelen bir kelimeydi yazıverdim.. film mi? 'unutulmayanlar'
-eğer yok olursam dünya yine dönmeye devam edecek..
-çekil önce ben atlıcam..
ama beni asla..
.....
-boşu boşuna dayağı yedi gıkı çıkmadı...
..
el vedaa...
-beni böyle ansızın bırakıp gitmen..  beni sette istemediğini açık.. açık... nedir benim suçum.. benim... çektiğim ceza yetmedi mi şimdi onlar saygın birer insan olrak hayatlarına devam ediyor ama ben hala orospu muyum? çizmeyi aşan sizlersizniz.. hepiniz yaşadığımı yıllar boyu sırtıma yüklediniz.. neden o günahları benimle paylaşmıyorsunuz? lanet olsun neden o günleri unutmuyorsunuz? unutturmuyorsunuz? bana.. bana siz çektirdiniz.. şimdi herkes ak kaşık ben kara kaşık...

hepiniz iki yüzlüsünüz.. hayat neden şekil yapıyor hadi ordan çekil yapıyor..

ve zil çalar gelen...
-içtin mi sen?..
-söylediklerini düşündüm uzun uzun.. aslında sen bir  kurbansın.. böyle bir hayatı sen seçmedin..
-mahsum kız kandırılır ve kullanılır... ben bile bile girdim bu işe.. dinle aziz dinle gerçeği dinle.. kahramanlar ne kadar zor olursa olsun para için onurlarını satmazlar... ama ben senin sandığın bir kahraman değildim aziz.. baş edemezdim bu hayatla..
-sus sus söyleme kandırıldın sen..

ve tokat... ve sesizlik... vay arkadaş ne olaylar cereyan etti.. beklenmedik şekilde...

günden#3

*günler gelip geçerken bir takım ihmalkarlıklar neticesinde geri dönüş de zaman aldı nihayetinde.. oldukça yoğun geçen bir süreç olduğunu belirtmem gerek.. yolculuk düğün vs...

*gün üzerine bir şeyler karalamamak o günü biraz soluk bırakmış gibi.. gün'ler üzerinde bunu günce gibi yormak pek benlik bir şey değil gerçi.. sözün özlülüğünün açıklaması bu olsa gerek?

16 Oca 2012

bir depresifliktir..

yeni bir depresifliğe doğru giderken zaman, hiçbir çıkış çabası göstermeyeceğim bir kuyuyu anımsıyorum.. hareketsiz kalışımın getirdiği bir duygusuzluk hali hakim düşüncelerime..nerde olduğumu bilmek istemeyeceğim kadar uzaklaşmak istiyorum.. fakat bunun olmazlığı bukadar net olunca adım atılamıyor umutsuzluktan öteye..
biraz çaresizlik düşüncesinin yansımaları olsagerek bunlar.. en azından ısınma sorununu bi süreliğine giderebilecek bir ivme katettim. terastaki baza parçaları olduğunu düşündüğüm tahtaların bir kısmını daha yakılabilecekler kutuma dahil etmekle oldu bu. bir de makarna yapabilseydim mutlu bile olabilirdim. evdeki tuz eksikliği ihmal edilmemeli kesinlikle.

kimsin sen?

*hiç bir şey olmamasının boşluğu nasıl anlatılır ki? geçenlerde karaladığım şu birkaç satırın anlık anlamlılığından bile oldukça uzak sayılırım..
hani hiç bir şey kalmadı senden
kendime gülüyorum..
bir çıkmaz da değilim sende
tek kelime boşa sarfetmek istersem ne zaman
sözüm olsun seni anıp durup,
durup gülüp dururum..

*tınısında bir melodik bir şeyler var hayatın., tik tak tik tak...

*"kendimi anlamam yetmez mi? neden birileri tarafından anlaşılmaya ihtiyaç duyar olur ki insan? peki ben anlıyor muyum kendimi...?" gecenin gündemi bu olmalı... evet an itibariyle kendimi bu çıkmazda bulunması olası insancıklara hizmete adıyorum. insanın kendini bilmesi ilkesi herkesin yaşımının belli bir evresi olmuştur sanırım. -uzunlu kısalı- 'kimsin sen?' sorusuna verecek sağlam bir cevabınız olsun beyler. bu sorunun anahtarı budur. anahtar sizsiniz!
bundan bahsedince aklıma gelen ilk şey Sofie'nin Dünyası adlı kitap oldu. daha başlarında çarpıcı sorgulamalara yer verilmesiyle beni kendine çekmeyi başarmıştı kitap. ilk soru bizim anahtar: "kimsin sen?". gerçekten benim için etkileyici bir başlangıç olmuştu. ne yazık ki bu kitabı henüz bitiremedim. ara vermek zorunda kaldım ve henüz tekrar kendimi kaptırarak başlayabilmiş değilim. başlar başlamaz bahsetmeyi düşünüyordum aslında. yüzeysel felsefik görüşlerin anlatılmasının yanısıra derinlemesine düşüncelere de götürebiliyor okuyucusunu Sofie'nin Dünyası. marx' ın yaklaşımlarındaydım en son. şimdi tam olarak hatırlayamamanın verdiği merakla sanırım hemen okumya koyulacağım. size teşekkür etmeliyim :) keyif verecek bir parça neden olamsın di mi?..(:))

13 Oca 2012

bir 'iki' gün

0339.130112*bunu hatırlamak istiyeceğime eminim. ekmek arası domatesin bukadar lezzetli olduğu hiçbir ekmek arası öğün daha bilmiyorum. biraz keçcap tatlandırması da hiç fena değildi. soğuk bir aralık gecesi iyi bir film sonrasında güzel bir kare olarak rafta yerini alcak bir an oldu.

1855.120112*"..nihayet öldüğümü nerden bileceksin" diyor orhan baba.. bilmezsin elbet nasıl harap ve bertaraf kendimi sana esir ettim ben nasıl bulamadın ki beni gözlerinde.


'ağlamadan git' parçaları eşliğinde sana  çekmekteyim her nefesimi(monte carlo'lu).
"karşında durup havadan sudan bahseder gibi diyorsun ki 'git!'" diyenler de var..
sen bana git bile demedin..
"ben nasıl giderim ben" diyorlar..
"ozaman sen gitme.." diyorum bırak o gitsin?
"sen kal olduğun yerde o gitse de gitmiş olmaz" diyorum? kime diyorum?
şu anki pisikolojik travmamı anlatacak kelime yok sayılır hani kifayesizlik bu olsa gerek bende her şey kifayesiz.
nedir zaten bu kifaye falan filan.. 'kifayesiz' bile kifayesiz...

ben şuanda sulu gözlü bir çoçuk gibi ağlamaklı ama  ağlamadan burnumun akmasını çekmek istiyorum desem kimileri biyerleriyle bana sırıtacaktır büyük ihtimalle. bende biyerlerlerimle onlara cevap olmam mı sanırlar acaba ki bu denli rahat bitarflarını güldürebilirler?
artık kendimi toparlamam gerektiği kanaatine okadar yakınım ki bunu görebiliyorum. "ah şu kanaat bir gelse de toparlansam" diyorum kendi kendime.
bunları derken bir parçayı daha geride bırakıp başka bir parçaya geçmiş oldum ama sanırım bunu değiştireceğim. şu durumuma pek uygun pek alakadar ve elemliliğime yakışır bir hava oluşturacak gibi değil..
bu cümlenin de altından girip üstünden çıkıp boktan bir hale gelmesine vesile olduğum için kendimi kınıyorum. insanın kendine yaptığı en kötü şey kendini kınaması olmasa da etkili bir azarlama olabilir düşüncesindeyim. kendimi çok etkili azarlamış olacağım ki elemliliğim gözlerde nemlilik haline gelme eğilimini artırmış gibi görünüyor. bu cümlelerin gerçekten başıyla sonunun takibatını yapmakta güçlük çekiyorum. eğer sizinde böyle güçlükleriniz varsa lütfen bana bildirin, çünkü ben attığım her şeyin sorumluluğu sahibiyimdir. bununda sahibiyim. sahip olunacak en iyi şey belkide sorumluluktur.. neyseki bende bir tane var ki toparlanma anlamında ivme katedebiliyorum gayet hızlı şekilde. sizde bunu farketmişsinizdir tabiki.
bu parçayı da bir türlü değiştiremedim gitti belkide yazmaya bir ara vermeliyim. gerçekten bunun ne boka yaradığını da anlamış değilim..
şu lanet parça neyseki sona erdi..
şimdi çalsa bir ferdi..
aman Allahım ne kafiye yaptım. şimdi de kendimi biraz takdir edeyimde moral sinirlerim biraz sakinleşsin düşüncsindeyim. ferdi olmsada duruma uygun bir parça seslenmekte şu dakikalarda. şu dakikalardan kasıt 18.15 dir. meraklılara ve ayrıntı sever arkadaşlara bir ayrıntı olsun bu..
-başka detay-ayrıntı isteyenler lütfen bana bildirsin.-
ben gerçekten bunun da sorumluluğundayım. ve 'penceremden kar geliyor' parçası beni duygu seline boğmak üzere..
zaten ben de ne zamandır bir duygu selim olsa da sağ salim boğulup çıksam diyordum. gerçekten harika bir zamanlamayla beni yakaladı. ve duygu selime ramak kaldı.. gittim gidiyorum derken aklıma gelen bir espiri kendi duygu selimden aldı.. kahretsin gene kaçırdım selimi.
'ne desem boş be birader' li bir cümle gerçekten durumun izahında iyi bir başlangıç olabilridi. ama ben yapmıyorum. açıklmasını da yapmazdım ama şu sorumluluğum varya of o sorumluluk duygusu... "tamam açıklıyorum be çatlamayın!" diyerek çatlama eğilimli piskopatların çatlaklıklarının önüne geçtiğimi düşünüyorum. o açıklayacağım şeyin ne olduğunu gerçekten unuttum çatlayanda çatlasın lan.
başka bir parça seslenirken yeniden duygu dolmaktan kendimi almıyorum. meğer ben ne 'duygusalım' mışım. hatta böyle romantik falan fıstık şiir yaparaktan kendimi dökebilirim. hatta dökmeliyim bu duygumudur nedir şişkinlik yapmasın! -gerçekten çok gülerim- tamam şimdi bir şiir -akrostijli falan hemde- gelsin baklım nasıl duygu doluşmuşluğudur bu. akrostijin ne halt olduğunu bilmeyen zati mühteremler kendilerini bende soyutlayabilir benim için hiç bir sakıncası yoktur. belirteyim de ben. sonra yok efendim "ben bilmiyordum bekledim açıklamadın çatladım.. hani sorumluluk falan fıstık" gibi itirazlarda bulunulması moralimi sinirlendirebilir. ve sinirli moralim çok kötü ağza alınmayacak küfürler sarfedebilir. ondan sonra gelip bana "etiktir baştan kokar. başıma küfrettin etiğim koktu" denmesin. benim etiğimi baştan çıkartmayın lan. bak yine mevzu ve benim duygu selim dağıldı gitti. ulan ben bir duygulanamayacak mıyım? tam sinirlenmek üzereydim ki "ulan ben neden sinirleneyim" dedim ve durdum. kendimi durdurabilmem olası gibi görünsede bu her zaman böyle olmayabiliyor. ben söylemiş olayım da sonra gelip bana "sen durdurmuştun şimdi niye durdurmadın?" söylemleriyle gelinmesin. neyse neyse ben duygumdan devam edeceğim. benim duygumu dağıtmayında iki akrostijk yapayım lan. 'simit' üzerine yaparsak kimse "neden yapıyorsun?" der mi? bilmiyorum ama diyenlere hazır bir cevabım olacak. "sanene ulan ben belki simit seviyorum. sana mı battı?" bu kapak her ihtimale karşı hazır bulunsun. beni yormayın siz kendinize takarsınız artık. hadi yapalım şunu dağılmadan. efendim şöyle başlasın: "-sensin sabahlarımın yılıdızı..""-ister çıtır ister tahta olsan""-miğdeme indiririm yapmaz bende sızı""-isyitorsan illa yine istiyorsan""-tek kelime yeter kaydırtmayın yıldızınızı.." ulan ne şiir yazarmışım be. dikkat ettiyseniz simitimle arama girmek teşebbüsünde bulunulanlara da bir laf sokuşturma oldu. ona göre sadece duygulanıp durmayın kendinize bir de pay çıkarın hani 'kaydırtmayın yıldızınızı'. efendim bana bu kadar dugusallık fazla mı ne. nasıl bir kırılganlık çöktü analatamam dokunsalar pırtlatacak halin halindeyim. bir yandan bunla uğraşırken bir başka duygusal patmala yapmış adamın romantikliğini çekiyorum.
'kirli çarşaflara bakıyorum.. git artık' falan. ya arkadaş herkesinde duygu hali başka tabi. bir aşıklı mıdır nedir?.. 'hatam meyletmek' diyor vatandaş. "hangi şiir bu gerçekten çok merak ettim?" diyen varsa ki eminim vardır. size kısaca "avucunuzu duvara dayayıp etrafınızda dönün" düyorum. bunu neden diyorum bilmiyorum. sadece krişelikten uzklaşmak istedim ve başardığımı düşünüyorum. ve insanları zor bir pozisyona sokmuş düşüncesinin inanılmaz bir hazzı içindeyim. kesin şimdi herkes avucunu biyerlere dayamış dönmeye çalışıyordur. neyse ben gerçekten yorgun hallere girdim küçüldükçe küçülüyorum battaniyemde. meraklıları varsa evet kıçımın donma surunundan dolayı battaniyenin altından seyrediyorum yaşama. ağzımdan cıkan buhu dolayısıyla havanın yaklaşık -2.8 derecesinde yaşamıma paralel seyrettiğini söyleyebilirim. "nasıl ulan paralellik?" soru işaretlerine karşı şöyle bir vevap olmak dursun ışıl ışıl beyinler olarak bana teşekkür edeceksiniz. şimdi ben yaşıyorum, yaşamda yaşama evresi bir seyretme hali yani yaşamda ilerlemedir. bunda kimsenin bir sıkıntısı olmaz heralde sıkıntısı olanlar daha önce verilmiş kapağı kendilerine uyarlayıp uydurabilirler. vesselam sıcaklık derecesiyle yaşamda içi içe olduğumuzdan o dereceyide bir seyir halinde değerlendirebiliriz. bizle aynı akışkanlıkta süregeldiği için bir paralellik kavramı da yanlış olmaz tabiki. bu aydınlanma evresinden sonra ışıl ışıl olma evresine bir adım kala bir durun silkelenin bir kahve içip kendinize gelin.(hahahahh hatrıma bir şey düştü bu konunun dışında) sonra şunu bir düşünün. şu derken bu işte: kendimizi başlangıcı ve sonu olmayan bir akar nehirde düşünürsek bizle beraber olan her şey akan nehirde bizle süregelecektir ki nehir akar. akmayan bir nehir nehir değildir. olsa olsa göl olur ki o da şimdi bizim konumuzn dışında başka bir mevzubahis olmaktadır. başka bir gün buna da değiniriz. şimdi değinirsem ışıllıktan gözleriniz körelebilir. bakın sizide ne kadar düşünüyorum. be keşke-olamyan bir duruma yönelik ve olması istemlik dolu bir keşke bu-, keşke siz siz olacak kadar olsaydınızda bende sizinle olsaydım. bu çok talihsiz bir açıklamadır olsa da bu sezon ligi çok önemsemiyoruz. önümüzdeki maçlara bakmanın da bir anlamı olmuyor bu durumda. o yüzden bakmıyoruz. hatat belki başkan biz önemsemezsek top neden durmuyor tribiyle stadlara dalarak bütün futbolcuların toplarını kesme piskopatlığına girişme düşüncesinde olablir. ben bunu buradan söylesemde siz benden duymuş olmayın. ne bileyim ben bir fenerli bulup ondan duymuş gibi yapın. hadi gidin...

1054.120112*-ben şimdi bir yalnızlık seçeyim adını sen koy, sabahlarıma anlamını yükleyerek her güne yeni bir günmüş gibi başlama fırsatım ol?- 
 bir sabah daha kendini göstermeden edememiş olcakacak ki yine bir sabaha açtım gözlerimi. güneşin hiç geç kalmaması hep imrendiğim bi dakiklik olmuştur..  sen'de aynı dakikliği gösterip her güne gözlerimi açtığımda aklımda yer etmesen olmazdı sanki. aslında 'sen' diyerekten herangi birine hitap ediyor değilim. bu sabah böyle bir hitap hoşuma gider oldu. birilerine itafen yazmak istedim belki. her itaf ikinci tekil şahısa ki üstüne alınacak bir 'sen' yok malesef. neyse bozuntuya vermeyelim :) sen... sen ki aklımın en ücralarının yegane hakimi. (bu kadar da olmaz di mi:)) sen.. sen ki her sabah güneşten önce günüme doğan biriciğim. her sabaha özlemle uyanıyorum. aklıma gelişindeki kavuşma anı güneşin penceremden odama sızmasıyla gözlerimi açmamdaki saniyelik dilim. anlık mutluluğum sadece bundan ibaret. gün bütün dobralığıyla yokluğunu yüzüme vurana dek.-bu birkaç satır benim bilebileceğim bir gerçek dışılığa sahip oldu. hani güneş hiç bir zaman doğar doğmaz odama dolmadı(kahretsin). yani güneş ters kalıyor biraz. bazı sabahlar "ulen bi gün de şu taraftan doğsan" diye aklımdan geçirmiyo değilim. olmuyor tabi. bu da her sabah totomun donması durumundan yataktan çıkamadığım için bi'yerlere geç kalmama sebep oluyor. hep güneş yüzünden.:) böyle de bağlarım yani bahane kılıf vs. üretmekte üzerime yoktur, gerçi bu biraz uç oldu..
kahvaltı öncesi bir kaç satır işlemeyi sevmeye başladım diyebilirim. (böyle sevgi tomurcuklarımı tutamıyorum içimde bak hemen de söyleyiverdim:))


6 Oca 2012

rafadan

saçmalıklar kaldığı yerden devam ediyor mutluluğunun tarifi yok! kopun beyler! nereden sevdim ben o zalimi nerden sevdim be....
of ulan be
ah ulan be
neyse bunu cok uzatmasam daha sağıklı olacak gibi
yeah ulan be
ayyyh ulan da var tabi
neyse neyse beyler ben kahvaltıya akıyorum
daha rafadan yumurta deneyimi yaşayacağım
yapılan süre araştırmaları rafadan süresinin 60 saniye omadı 2 dk flan die olduğunu saptatmıştır
ama ben bi 6 dk pişirim diyorum
çok da vıcık bişey olmasın
hani beyazının pişmesi lazım abi
olmaz yani yoksa
başlarım öyle rafadana
vala bak sinirlenirim ben o yumurtaya
sen ne vıcıksın falan diye trip atarım yemem ben onu...

5 Oca 2012

rüya sarhoşluğu

Rüya paylaşımı yapmak pek adetim değildir ama bunu anlatmalıyım. Gerçekten çok ilgincime gitti. Karmaşık-net bir sürü şey gördüm de yaptığım bir şeyin yapılabilr olduğunu bilmiyodum. Bu ancak filmlerde, dizilerde olmadı çizgi filmlerde olabilr bir şeymiş gibi düşünürdüm hep.
 Bu merak uyandırıcı girişten sonra artık bahsedeyim tabi ne olduğundan :) şöyle oldu; zamansız bir uyku arası verdiğim bir saat diliminde iki saatcik kadar flan kestirmişim. Hani çok derin bir uyku da değil bu. Apartmadan gelen gürültüleri falan duyuyorum arada gözlerimi açıp saate bakıyorum kalkamaya çalışırken bir daha uyuyakalıyorum flan. Neyse böyle git-gelli bir uykudayken rüyaların içinde buldum kendimi. Gördüğüm bir kaç şeyden sonra tanıdık bir sokakta eve gidiyor olduğumu düşünürken birden bunun bir rüya olduğunun farkına varıyorum. Düşünce tarzı(kelimesi) aynen şu: " bu bir rüyaysa neden her istediğimi yapmıyorum." Bunun üzene yere eğilip çimlerden bir tutam ot koparmayı düşünüyorum ve aynen eğilp koparıyorum. -Bu bir deneme olsa gerek- Sonra da "ben neden uçmuyorum ki" diye düşünmüş olacağım ki ayaklarım yerden kesiliyor birden havalanmaya başlıyorum biraz yükseliyorm flan. Ve bu esnada özellikle bacaklarımda bir uyuşma hissediyorum derken orda film kopuyo. Benim için gerçekten çok illginçti. Daha öncede uçmuştum ama bunu rüyamı kontrol ederek yapmak bambaşka bir şey. "Ve insan her şeyi yapabileceğini keşfettiği anda neden aklına gelen ilk şey uçmak olur." Uyandığımda aklıma gelen ilk şey bu oldu.(ilki bunun nasıl olduğuydu.)
"Yapılabilecek onlarca şey varken neden uçmak?" Bunu düşünülmesi gerek. İnsanlık olarak hep bir uçma merakı olmuştur ama uçmak için okadar gereç icat olunmuşken ben neden hemn uçmayı getiriyorum ki aklıma. Bunu tekrar başarabirsem önceden bir yapılacaklar listesi hazırlasam iyi olacak. Birkaç kişiyle dürülecek hesaplarımız yok değil. Nasılsa kontrol bende olacak. Di mi ama ne hemen uçuyosun...

Böyle mevzuyu metnin gelişme bölümünde pat diye bırakıp gitmek tam benlik aslında ama bu rüyamı bırakamadım. Yani bu kısmında sonra çok şey söylenebilir. Düşünsene! her şeyin senin kontrolünde olduğu bir dünya. Uçmak en basitlerindendi heralde.
Aklımdayken bunu da söyleyeyim; rüya alemimin bir kısmında da bir girişimcilik fikri geliştirdim, Trabzon'a Balon turizmini getiriyorum.:)

planlar planlar..

bir pes gecesinden sonra öğle sabahında afyonu tütünle patlatılan bir an itibariyle kaleme alınan bildirimdir...  (beni umut vadetmeyen düşüncelere götüren düzensizlik düzeninin süregelmesi meselesinin hala sürüp gittiğini sezinliyor olmanın  dürtüsüyle...)
bir özeleştiri yapmak gerekirse şimdiye kadarki süreçte.........
- anlık düzgün cümle kuramama durumumu müziğe yorarak ritim değişikliğine gittim(▶ Bana gelmez by Yandığı Kadar) ama bu cümleyi kurarken de güçlüklerin devam etmesi bu düşünceyi de çürütmüş oldu -
                                                                                        ..........planlar dahilinde sürüp güden bir hayat ritmi tutturabilmiş değilim. belki bu yüzdendir ki kaybettiğim ritmi müzikle yaşamaya çalışıyorum. her neyse bunu cok dillendirmek istemiyorum aslında. bir şeyleri değiştirebilceğini bilisem saattlerimi ayırabilrdim gerçekten. ama hiç gerek yok. bu bölye gelmiş böyle sürüp gidecek bir hayat akışı...

3 Oca 2012

bir geyik..

sabah sabah böyle bir diyalog paylaşımında bulunasım geldi :D -tipik bir boş gezenin boş kalfalığı-
...........



nakks#                 napon la

                köftohor?

                lan yatalak oldun çık şu yataktan artık

                :D
amonyk#                 :D

                bel agrısına iyi geliyo :d
nakks#                 iyi kalkma ozamn

                kış uykusuna mı yattn mk

                :D
amonyk#                 daha beter :d

                bi uyku ne oldugunu bilmiyorum bi ruyaya kapıldım gidiyorum ole :D
nakks#                 yazet kimse yaşamın aslında bir rüya olamıcağını ıspatlayamaz
amonyk#                 :D
nakks#                 yazet=zaten
amonyk#                 anladım :D

                iki saat onu dusundum ben de :d çok psikolojik bi açıklama ama farzet mi zaten mı çıkaramadım :D
nakks#                 tmm

                ikiside anlam anlamsızılığına yol açmıo yazet

                :D
amonyk#                 hadi lan farzet oluhnda anlatım bozuklugu oluyo .:D
nakks#                 farzet... die koyunca anlam bütnlüğü sağlarsın işte

                noktayıda ben mi koyim

                :D
amonyk#                 o kadarına zekam ermiyo :D sen cumleleri 6 boyutlu kuyon ben o kadar ilerleyemedim :D 

                o yu da gorebilmişssindir heralde :D 
nakks#                 o kadarına zekam ermiyo

                :D
amonyk#                 6 boyutlu yazmasını biliyon am a :D

                okumaya gelince cıt yok :D
nakks#                 am a okadrda değil

                :D 
amonyk#                 oooooooo kadar :D 

                6 boyutlu oooo kadar oooo yu tek gorumuyormussun :D

                var mı bole bişi ya :D 
nakks#                 okada oooooo olduğunun sen farkında mısn

                :D 

                o=orospu ??
amonyk#                 tamam ben biraz fazla koymusum :D 
nakks#                 yada sana biraz fazla koymuşlar :D 
amonyk#                 yani bişi diyemiyorum nakks# halt ettin :D 
nakks#                 o kadar mı yani

                :D

                nese bu derin bi konu

                o biyerde üçüncü tekil şahsa dayandığı için

                genş bi kavram

                daha genş bi zamnada ele alınmalı

                ve aslında hiç bir zaman diğerinden daha genş ya da dar olamaz

                ama nese

                :D 
amonyk#                 hiç bi bok anlamadım :D

                yine bağladın nakks# iyimisin :D
nakks#                 her zamnki standartımdayım

                biraz tütün fazlalığım olablr sadece

                :D 
amonyk#                 yarın dersin yok mu senn

                geçen hafta da gitmedin bak kalıcan kesin bırak şimdi standartlıgı
nakks#                 ...........
                bu yazının dökümünü biyerlerde paylaşıp insanların kafasında
                neyin kafasında yaşadığımıza dair soru işaretleri   bırakmalısın
                         :D 
amonyk#                 falan tutun fazlalıgını :d
nakks#                 :D
amonyk#                 uyuuu :D
nakks#                 ders andan ne cıkardığndır

                burdan  kalamıcağımza

                göre

                bi sorun yok

                :D 
amonyk#                 :D
                           içtin mi lan :D 
nakks#                 yok standartım saptı

                bu fazla tütün fazlalığından hep

                mk

                :D 
amonyk#                 :D o zaman standrta getircek bi şeyler yap standart haline razıyız :D 
nakks#                 burdan çıkacak ders

                nedir

                ?
amonyk#                 bilmiyom :D 
nakks#                 aç tavuk buğday ambarındayken yeni mahsül eskiyi aratabilr :D 
amonyak#                 aynen bu iyiydi :D 
nakks#                 burda sen tavuk oluyosun yalnız

                :D 

                hatta senin duruma göre kuluçkada diyeblrz

                yumurtandan ne çıkacağı merak konusu

                :D 
amonyk#                 sen ne umuyorsun
nakks#                 bugün bana sabah 18.23 sularında oldu

                :D 

                yani daha öğledeym

                :D

                akşam olsun uyurz
amonyk#                 tamm ben yatıyorum :D
nakks#                 sen hep yatıosun yazet mk

                :D

                tm lan kitap okıcm bende

                zıbar

                :D 




nakks#                 hey kadim dost..
amonyk#                 Söylee ?
nakks#            
               vakit çok gece güneş ufkumuzdan uzak.. postalları çekip meydanlara akmak gerek.. güneşin yükselmek için badallara ihityacı var.. kuş sıçtı hareket zamnı......





böyle bir saçmalıktır süregelmiş işte naparasın insan psikolojisi!(:D)