Uzun mu zaman oldu ne? Nasıl belirtimlemem gerektiğini bilemediğim anların rüyasındayım.. Anlar ki gerçekliği bile rüya timsali gibi görünüyor benim için. Zamanın nasıl geçtiğinden hiç haberim olmadığını farkediyorum bir gece sularında.. O gece suları tam olarak şu an'a işaret.. Kendimi tatlı bir esintiye bırakmışken neleri gözardı edebilmiş olduğumu düşünüyorum.. Dünyası değişmiş ay gibi yörünge sendelemeleri yaşarken telafi edebildiğim kadar telafi etmeye çalışıyorum gözardılarımı..
Uzun zaman gibi göze görünen zaman, hiçbir zaman okadar uzun değil.. Zaman su.. nasıl ki bir nehirden akan her su tanesi yalnızca bir kez oradan geçiyorsa zamanın tiktakları arasında akan her dakika yalnızca bir kez geçiyor hayatımızdan.. Ve bu gün 'zaman nasıl da geçti' diyecek kadar bile durduramadık zamanı.. Yarın da bu günden çok farklı olmayarak yaşanamıyacaklığıyla akıp geçecek zamanın tiktakları arasından... Ve bu gece, bu günün tekrar yaşanamayacağına üzülürken yarın tekrarlanmayacak bir başka gün için kapatıyorum gözlerimi..
...bütün ihtimalleri altüst ederek birden sabahıma doğuşun yok mu hani ...yine ...yeniden ...yaşamadığımın anısını canladırarak gözlerimde.
...ve bana yaşattığın kaçıncı film şeridi tekrarı bu bilmiyorum hayatımın geçtiği gözlerimden... Başrolde sen!
2 Haz 2012
2 May 2012
çember çember karanlık
ne sabahım belli ne geceyim
bir virane gönlün sürgünü elim..
var halim bambaşka, kendime elim
ne zifiri oldu gece ne de sen geldin...
korlardan kor beğendim niceleri,
taht kurdum küllerinden..
kuruttuğumu sadığım geceleri
toprağına yaş sundum ben...
etraflıca yoklardım gözlerini
karanlığın koynunda kör-kütük..
gözlerine değinceye dek,
yol biçtim kendime karanlığın çemberini...
bir virane gönlün sürgünü elim..
var halim bambaşka, kendime elim
ne zifiri oldu gece ne de sen geldin...
korlardan kor beğendim niceleri,
taht kurdum küllerinden..
kuruttuğumu sadığım geceleri
toprağına yaş sundum ben...
etraflıca yoklardım gözlerini
karanlığın koynunda kör-kütük..
gözlerine değinceye dek,
yol biçtim kendime karanlığın çemberini...
29 Nis 2012
bir meçhule doğru
Kendime sığmayışlarımda kelimelere sığınmış
Buluyorum kendimi
Bir kaç kelime nekadar 'sen' olabilirse..
Olabildiğince seni anlatyorum karanlığıma..
Bıkmak usanmak bilmeden anlatıyorum
Ben'den ödün verdiğimce...
Hani karanlığımda ses oluşun yok mu
Zifirinden tüm kuytukarımı saran..
Derinden...
Ta derinden...
Bana koşuyor gözlerin,
Yalnız gözlerini seçebiliyorum
Karanlığın koynunda..
Olabildiğince körkütük cümlelerle
Bir gelmek istiyorum..
Karanlığın çizdiği çemberin şeffaf surlarından
Bir adımda gözlerine..
Bir adım.. bir adım daha sana..
Karanlığın boğoşunda kaybolana dek..
Ramak kala gözlerinin bi'anına..
Bir an ki asra bedel...
Kayboluşun kaç asır oluyorsa..
Okadar asrın ihtiyarlığını omuzlarıma yıkarak..
Üstümden geçiyor
Kum saatinin asırlık taneleri...
Belkide ilk kez karanlığa isyanım geliyor
Bilmeden..
Hiç olmayan sen'in karanlık olduğunu..
Sonraları anlıyorum..
Mahçupluğumla bir kez daha ta derinden
Gömülüyorum..
Sarmaş dolaş karanlığın koynuna..
Kayboluşun gibi kaybolmayı bekliyorum..
Sessizliğin çığlık uğultusu zihni darp ederken..
Yitik mısralarımın
Satır aralarında kaybolmak istiyorum..
Belki bir asır fark edilmeden yokluğum,
Bir meçhulde meçhul olmak istiyorum...
27 Nis 2012
soru işareti.. soru işaretleri...
Bekler değildir, ansızın yakalanır bazen insan.. Beklenmedik anların daniskasına işarettir gidiş...
Ne yollar gitmekle ne sancılar beklemekle biter artık.. eser kalmayınca 'sen'den… Sen sen ol 'sen' e dikkat!
Nerdesin? Ben nerdeyim? Biz nerdeyiz? O nerde?...
Bir 'sen'le başlayan soru işareti ardınsıra nidaları da beraberinde getirir elbet…
Hiç bilmiyorum.. Esasen seni, beni, kimi, neyi, nerde, nasıl..??? Ben.. Ne ile, ne gibi.. ne...?? Sadece 'ne?' bile kendi çapında ne büyük soru işaretidir..
Bunu anlatabileceğim bir kifaye bilebilseydim başka çıkmazlara vesile olan soru işaretleri de soru olmazdı bana muhakkak..
Bana, bende, beni, benim vs. işte ne koyarsan o gelir öznenden sonra 'sen'e hitaben.. 'sen' ne isen artık!?.. Artık.. saltık.. baltık.. battık.. bazdık.. basıldık.. bastık.. bas... bas bile yeter bazen... Bazen basarsın az gelir saz sözsüz.. bas vurursun.. Bazen çoktur ritmik esas.. sözsüz ritim her ne haltsa o olur bilhassa söylenecek söz yoksa.. söz varsa özlü olmalı sözcük ki sözün özünün anlamı irdelene dursun.. derinine dek.. serinine dek... bir de demi gelene dek çay beklenmeli ki.. demlenmeden açılmaz mizaç.....
Ne yollar gitmekle ne sancılar beklemekle biter artık.. eser kalmayınca 'sen'den… Sen sen ol 'sen' e dikkat!
Nerdesin? Ben nerdeyim? Biz nerdeyiz? O nerde?...
Bir 'sen'le başlayan soru işareti ardınsıra nidaları da beraberinde getirir elbet…
Hiç bilmiyorum.. Esasen seni, beni, kimi, neyi, nerde, nasıl..??? Ben.. Ne ile, ne gibi.. ne...?? Sadece 'ne?' bile kendi çapında ne büyük soru işaretidir..
Bunu anlatabileceğim bir kifaye bilebilseydim başka çıkmazlara vesile olan soru işaretleri de soru olmazdı bana muhakkak..
Bana, bende, beni, benim vs. işte ne koyarsan o gelir öznenden sonra 'sen'e hitaben.. 'sen' ne isen artık!?.. Artık.. saltık.. baltık.. battık.. bazdık.. basıldık.. bastık.. bas... bas bile yeter bazen... Bazen basarsın az gelir saz sözsüz.. bas vurursun.. Bazen çoktur ritmik esas.. sözsüz ritim her ne haltsa o olur bilhassa söylenecek söz yoksa.. söz varsa özlü olmalı sözcük ki sözün özünün anlamı irdelene dursun.. derinine dek.. serinine dek... bir de demi gelene dek çay beklenmeli ki.. demlenmeden açılmaz mizaç.....
Etiketler:
bir geceleyin,
düşün dur,
günden düne günce,
sebepsiz sebepli
26 Nis 2012
bu ikinci tekil şahıs
Bırak yakamı diyorum içten gelen 'sen' li başlayan cümlelere.. İçeriye sızdıkça alt üst buluyorum kendimi..
Harabe bir duvardır, yıkılmışlıklardan sora 'ben'.. ve en nadide eseri zamanın yıpratmışlığının.. Bir 'sen' eksik demeye varmıyor dilim...
Başka hiçbir ikinci tekil şahıs 'sen' olmadı..
-Özlüyor muyum?
Neyi özlediğimi bilmiyorum..
-Yaşıyor muyu?
Yaşadığımı varsayarak zaman geçiriyorum.. Zaman geçiyor.. ben ölüyorum..
Bilincinde olmak nekadar iyidir kimbilir günden güne hayattakı varlığının erimesinin.. Zamana yayılan acılar artarak çoğalır da olur zamanla...
Çaresizlik ne güzel şey gelir.. piskopat eğilimli birkaç an üstüne.. Uyuşukluk hissi de şahanedir tabi... Fakat inciten bir yanı olmalı 'sen' in..
Etiketler:
bir geceleyin,
günden düne günce,
sebepsiz sebepli
23 Nis 2012
yağmurdan sonra
damağımda tadının
aklımda gözlerinin kalmışlığı
mıh gibi dondurdu zihnimi..
düşünmemeyi düşünememe bocalamasıyla
boşlukta salınan bir tüy misali...
aklım sana şaştı;
sana uzaklığım kendimden daha yakın.
kaçtıkça yakalayan bir kırağı el..
durdukça donduran sıcaklığı...
21 Nis 2012
yapışkan notlar
En ücra sokaklar kadar ıssız kaldım.. Çok ağır damara maruz bırakıyorum kendimi.. açlığı bastırmanın etkisini gözeterek.. Fakat damar dozajından olsa gerek iyice takatsiz kalmışlığın gibisindeyim..
Ve biraz daha damar sonrasında bir şiir gelecektir sanırım.. daha ilk dozda kafayı bulmuşluğuma bakılırsa hani...
Bu bu filmin üstüne alınan bu dozaj ölüm üzerine düşünceleri de beraberinde getiriyor ister istemez.. Hiç değişmiyor ölüm gerçeği! Bazen hiç olmadık zamanda geldiği söylenir yürek sancısının.. Bilmiyorum.. Erken gelen ölümün ayrılık rüzgarı daha kavurucu olur bilhassa.. Gerçi her ölüm erken gibi gelir.. Bilmiyorum.. Söz konusu ölümse her nekadar bilmiyorum'lara düşsede söz az gelir.. Bense hiç bilmiyorum.. Ne ölümü ne kavrulan bir yüreğin kavuran sancısını...
Parçalarla orantılı olarak giderek ağırlaşıyor başım yastığımda.. Bu pazar poşetlerinin yol uzadıkça ağırlaşması gibi bir durum. Ağırlık hep aynı da ağırlaşıyor işte..
Şiir olabilme ihtimali ise bayılan bir adamın nasıl şiir yazabileceği soru işaretlerine dayanarak ufaldıkça ufaldı.. ufalıyor...
'22.45'
Bu hiç geçmeyen bir zaman noktasına işaret.. Açlık durumumun hissizliğe dökülmesi tahmin ettiğim olası durumsal iyileşmenin yanından bile geçmiyor.. Açlığı bastırabilmişlikle kendimi başarılı saymalı mıyım? Hiç sanmıyorum...
Uykuya yenik düşmek istiyorum artık.. Bir direnme durumu sözkonusu bile değil.. Uyuyakalmakla uyuyamamak arasında bir yerdeyim.. Aşırı dozdan gidici bile olabilirim....
18 Nis 2012
kül vakti
Kayda değer bir kelam eksikliği içinde elim bir şeyler karalamaya gitti saatlerindeyim.. Bir bunalım hava günün bütün sosyal hareketlerine gem vurmakta. Kendime kapanıp kendimce geçirilecek bir dolu güne merhaba.. Bir Ezginin Günlüğü esintisiyle başlamak iyidir.. varsın süregelsin kahvaltı sonramın ilk dakikalarından beri..
Hayat akışının değişkenliğine şaşırmıyorum artık.. ve bir çocuk zihni tazeliğinden uzaklaşıp her şeye tepksiz monutonluğun esiri olma korkusu büyüyor gözümde...
Ve bir kül vakti... Seni sadece bir an düşünüyorum ki o da yirmi dört saat sürmekte...
Hayat akışının değişkenliğine şaşırmıyorum artık.. ve bir çocuk zihni tazeliğinden uzaklaşıp her şeye tepksiz monutonluğun esiri olma korkusu büyüyor gözümde...
Ve bir kül vakti... Seni sadece bir an düşünüyorum ki o da yirmi dört saat sürmekte...
14 Nis 2012
neyse o olsun.. breh breh..
yağmurlara uyanmak olmasa tadı çıkmazdı akşamdan kalma yalnızlığın...
gözlerim kapalı yazıyorum.. kaybetmeye kıyamadığım hayalinin sebebinden.. breh breh.. ne peydahsan geceme gitmek de bilmedin günlerce.. ve bitmek de bilmedin düşlerce.. haksız sayılır mıyım bilmiyorum..
yazmamak meylimin daha güçlü olduğu bu saat diliminde aklımda tek bir "sen" yokken sarfedilmiş bir kaç satır "sen" olsan kimbilir ne sayfalarca dillenir.. yalnızlığın bir boyutu bu olsa gerek.. hani kimsenin olmayışı zihnin uğultuları arasında yankı bulacak.. kafayı yedirten sessizlik de başka bir boyutu olsa gerek yalnızlığın..
kendimi rüzga kaptırıp uçasım gelir... sonsuzca boşlukta savrulasım.. senli bir rüyadan ayılana dek...
01.44/14.04.12
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






